9월 27일
aarhus'dayım, dalından düşen palamutları sayarak geçiyor günlerim, kimi vakit jörsen amcamın patates tarlasındaki kurtları sıkıp barsaklarını çıkarıyor, kimi zaman en kara halimle köşelere sinip burnumdaki sümükleri topak yapıyorum, koca meşenin kuzeye bakan yeşil-gri yosunlu yüzünde biriktirdiğim sümüğe yapıştırılmış bir örümcek koleksiyonum var, burda çok örümcek var, keçim hayden yavruladı, yavru ufak ve çirkin, yeşil gözleri anneminkileri hatırlatıyor, yağmur kanalın boklu suyunu yıkarken ben de ağzımı açıp düşen mikrobların zilletine bırakıyorum kendimi, ellerim üşüyor, köyde hayat sakin, mette'nin doktorla sikiştiğini konuşuyor halam ve arkadaşları, jartiyer giyer olmuş haspa, hava soğuyor, jartiyer amını kapatmaz üşütücek orospu diye gülüşüyorlar, geceleri sıkılıyorum..
9월 26일
If only the validity of routes were to be pronounceable in ‘the forest’, the phenomenon of the "inner journey" would have been degraded to an activity of map reading..
*edit: mavi zıçan bokları, taraklar ve daha niceleri içimizdeki bizi keşfe çıkan küçük columbuslarmızın yegane apoletleridir firmack, karizma götlerdedir!